12 Mart 2009 Perşembe

KASİDE-İ HASAN İBN ALİ

Gonce-i bâğ-ı nübüvettir Hasan Hulk-i Rızâ
Mazhar-ı sırr-ı velâyettir Hasan Hulk-i Rızâ

Aynı cedd-i pâkidir ol hilm-i ahsen fıtratı
Tavr u tarzı hilm u şefkattir Hasan Hulk-i Rızâ

Vâris-i Haydâr-ı Kerrâr , sâhib-i sırr-ı Hüdâ
Sıdk-ı mihrâb-ı imâmettir Hasan Hulk-i Rızâ

Hazret-i Zehrâ'nın ol yektâ ciğer-sûz pâresi
Nûr-ı envâr-ı mürüvettir Hasan Hulk-i Rızâ

Pehlivân-ı Hakk-nümâdır,meddâhı Şâh-ı Rüsûl
Nahl-i bağçe-i risâlettir Hasan Hulk-i Rızâ

Pûş edermiş leb'ini Şâh-ı Risâlet dâimâ
Lafz-ı Hakk'a leb'-i ülfettir Hasan Hulk-i Rızâ

Her kelâmından bulur erbâb-ı dil bin marifet
Menba'-ı feyz-i hidâyettir Hasan Hulk-i Rızâ

Zehr içirsin femm-i pâkinden revâ mı,zâlimîn
Mazlum-ı mekr u ihânettir Hasan Hulk-i Rızâ

Ser-fedâ-yı hânedân-ı ehl-i beyt'in mihveri
Seyyid-i şeb'ân-ı cennettir Hasan Hulk-i Rızâ

Rûz-i mahşer havz-ı kevser emrine âmâdedir
Sâhib-i sırr-ı sikâyettir Hasan Hulk-i Rızâ

Baş koyup dergâh-ı lütfundan umar Mahvî necât
Melce'-i bâb-ı şefâattir Hasan Hulk-i Rızâ


KASÎDE-İ FÂTIMA


Nûr-i ayneyn-i Resûl-i Kibriyâdır Fâtıma
Nüsha-i kübrâ-i pâk-i Mustafâdır Fâtıma

Sıbt-ı peygamber olan gül goncalar vâlidesi
Zevce-i Hayder Aliyyü’l Mürtezâdır Fâtıma

Hânedân-ı Ehl-i Beyt’in mebde’i , dürrdânesi
Serfirâz-ı Hamse-i Âl-i Abâdır Fâtıma

Öyle bir mir’ât-ı envârdır ki .Zehrâ nâmıdır
Şûle-i Nûr-i Muhammed’den ziyâdır Fâtıma

Hem Habîb-i Kibriyâ’nın “Kâbe Kavseyn” mazharı
“Sırr-ı ev-ednâ” rumuz-ı âşinâdır Fâtıma

Koklamış gül vechini ol Fahr-i Kevneyn dâimâ
Ravza-i cennet gülünden râyihâdır Fâtıma

Var mıdır bir misli âlem içre ol mehpeykerin
Aynı Meryemdir,Betül,Hayrunnisâdır Fâtıma

Sûre-i Kevser’de kılmıştır Hüdâ lutfun ayân
Tâ ezelden Hak katında müctebâdır Fâtıma

Bâğ-ı cennettir firâş olmuş mübârek pâyine
Havz-ı Kevser tâlibine rehnümâdır Fâtıma

Bir Murâdîdir , şefâattir murâdı Mahvî’nin
Kim Muhibb-i Ehl-i beyt’e mültecâdır Fâtıma.

19 Mart 2008 Çarşamba

NAAT U NİYAZ




El-meded ey zât-ı şevket,yâ Resûlallah meded.
El-meded ey bâb-ı rahmet,yâ Resûlallah meded.

Biz günahkâr kullarınız,pür-hatâyız,el-amân,
Sensin ol melce-i ümmet,yâ Resûlallah meded.

Lutfedip dergâh-ı pâkinde bizi ettin kabûl,
Eyledik ravzan ziyâret,yâ Resûlallah meded.

Bakma,biz mücrîm-i isyankarların cürmü kesîr,
Sen şefâatinle rahm et,yâ Resûlallah meded.

Durmuşuz bâbu's-selâmından şefâat isteriz,
Bulmayız gayrıda nimet,yâ Resûlallah meded.

Şimdi baş koymakla ravzanda türâb-ı pâyine,
Bulmuşuz ukbâda devlet,yâ Resûlallah meded.

İsteriz şimden gerû vechinde manzûr olmayı,
Bir nazarcık eyle ülfet,yâ Resûlallah meded.

Şems-i tâbânınla eylersen eğer gözlerde nûr,
Ref'olur perde-i gaflet,yâ Resûlallah meded.

Bir karar kılmaz gönüller görmeyince vechini,
Aç yüzün bitsin bu hasret,yâ Resûlallah meded.

Gül yüzünden bir ziyâ lutfet Hasaneyn aşkına,
Sendedir lutf-i letâfet,yâ Resûlallah meded.

El meded ey sâhib-i Makâm-ı Mahmud,el meded,
El-meded Hatm-i Nübüvvet,yâ Resûlallah meded.

Sâil olmuş ravza-i pâkinde Mahvî kemterin,
El-meded kân-ı sehâvet,yâ Resûlallah meded

14 Mart 2008 Cuma

NAAT



Gönül,derd-i firâkınla mükedder yâ Resûlallah
Cemâline gece-gündüz muhasser yâ Resûlallah

Temennî kılsa vuslat-ı cemâlin,çok mudur? Zîrâ;
Görür sâil rüyasında mücevher yâ Resûlallah.

Tükenmez hiç tasavvurum vaslına,çünkü hayalde,
Olur ancak gedâ vü şâh beraber yâ Resûlallah.

Erişmez gerçi mikdâr-ı hayâlim hüsn-i vechine,
Bu yüzden vech-i pâkini sen göster yâ Resûlallah.

Yanıp kül olmamak mümkün müdür hasret çekerken hiç?
Yanıp kavruldu hicrinden bu kemter yâ Resûlallah.

Yetirdin parmağından cümle ashabın içip kandı,
Bu mücrîmin de bir damla su ister yâ Resûlallah.

Olursam tâ ebed hicrin ile yanmak kârım olsun,
Yanan gönlüme itfâdır o kevser yâ Resûlallah.

Edersen lutf-i ihsânınla bir lahza arz-ı dîdâr,
Kulun Mahvî'ye bu devlet de yeter yâ Resûlallah.

NAAT


Gönül fikr-i hayâline erişmez yâ Resûlallah,
Dilim farz-ı misâline erişmez yâ Resûlallah.

Ne mümkün şânını tastîr edebilmek hurûf ile,
Kalem,vasf-ı kemâline erişmez yâ Resûlallah

Nükât-ı hikmetin tefsîre sığmaz hiç,ne söylesem,
Birazcık kıyl u kâline erişmez yâ Resûlallah.

Cihan baştanbaşa altın,elmas,yâkut,safîr olsa,
Senin lutf-i nevâline erişmez yâ Resûlallah.

Senin ism-i şerîfinle müzeyyen olmamışsa dil,
Şefâat ihtimâline erişmez yâ Resûlallah.

Görenler parmağın doğrarsa da elbet, hakîkatte,
Yusuf; hüsn-i cemâline erişmez yâ Resûlallah.

Gören hayran olur imiş cemâl-i bî-hemâline,
Bu göz her dem visâline erişmez yâ Resûlallah

Garîbindir,eğer seyr-i cemâlinden olursa dûr,
Kulun Mahvî, âmâline erişmez yâ Resûlallah.

12 Mart 2008 Çarşamba

NİYAZ


Ey İlâhî! Kıl kerem cânânı görsün gözlerim.
Ger rüyâ ger bîdar ol sultânı görsün gözlerim.

Çün yarattın sen habîbin aşkına âlemleri
"Sırr-ı levlâk"i bulup bürhânı görsün gözlerim.

Hem "le-amruk"tan kasem kıldın ezel,yetmez mi hiç?
Ol kasemden buyrulan fermânı görsün gözlerim.

"Emn-i vahyullah" olan cânım Resûl-i Ekremin
Vech-i pâkinde her an kur'ânı görsün gözlerim.

Vird edinsin şol zebânım "ve'd-duhâ ve'l-leyl"i kim,
"Sûre-i kevser"den ol îmânı görsün gözlerim.

Derdimendim,derdimin dermânıdır nûr-i Resûl,
Eyle ikrâm-ı cemâl,dermânı görsün gözlerim.

Perde-i gaflet ile zulmette kalmış,çâresiz,
Verd-i handân-ı latîf,elvânı görsün gözlerim.

Vuslatın ikrâm edip mücrîm ü mahzûn bendene,
Zât-i pâkinden ayan Rahmânı görsün gözlerim.

Mustafâ'nın kemteridir,kıl tecellî Mahvî'ye
Kim cemâlinden,ganî ihsânı görsün gözlerim